Zarf - edat - bağlaç - ünlem
Zarf - edat - bağlaç - ünlem
Zarf (belirteç)
Edat (ilgeç)
Bağlaç
Ünlem
Test no: 18 konu: zarf, edat, bağlaç, ünlem
Test no: 19 konu: zarf, edat, bağlaç, ünlem (2)
ZARF - EDAT - BAĞLAÇ - ÜNLEM
ZARF (BELİRTEÇ)
Zarflar isim soylu kelimelerdir. Fiil ve fiilimsilerden, sıfatlardan ya da bir başka zarftan önce gelip bu sözcüklerin anlamını zaman, yer-yön, durum ve azlık-çokluk bakımlarından belirten sözcüklere zarf denir. Daha çok fiilleri belirttikleri için onlara eylem sıfatı da diyebiliriz. Niteleme sıfatlarının çoğu zarf olarak da kullanılabilir. Yalnız, sıfatlar isimleri nitelerler ve sıfat tamlaması oluştururlar.
Örnek: 1- "Çok kitap" derken "çok" sıfat görevindedir.
"Çok okuyor." derken ise zarf oluşturmuştur.
2- "Güzel ev" derken "güzel" kelimesi sıfattır.
"Güzel konuşuyor." derken ise zarf oluşturmuştur.
Zarflar anlamları ve görevleri bakımından beş gruba ayrılır:
- Zaman Zarfları
- Durum Zarfları
- Yer-yön Zarfları
- Azlık-çokluk Zarfları
- Soru Zarfları
Zaman Zarfları:
Bunlar eylemin zamanını belirtirler. Yükleme "ne zaman" sorusunu sorarak zaman zarfını bulabiliriz.
Örnek: Yarın gelirim. Önce öfkelendi.
Sabah yola çıktık. Sonradan kalktı.
Kışın gideriz. Aylarca aramadı.
Şimdilik kalsın. Daha gitme.
Geç varacağız. Gündüz çalışırız.
Durum Zarfları:
Eylemin nasıl yapıldığını ya da yapılacağını bildirirler. Yükleme "nasıl" sorusunu sorarak zaman zarfını bulabiliriz.
Örnek: Şarkıyı güzel söyledi. Yavaşça söyle.
Konuyu iyi anladım. Ağlayarak anlattı.
Kapı kapı gezdik. Uzun uzun sarıldık.
Tertemiz giyinir. Benimle doğru konuş.
Yer-yön Zarfları:
Genellikle eylemin yönünü belli ederler.
Örnek: Aşağı inelim. Geri dönelim.
İçeri girdim. Yukarı çıkalım.
İleri yürü. Dışarı çıktı.
Azlık-çokluk Zarfları:
Eylemin, sıfatın ya da başka bir zarfın ölçüsünü bildirirler.
Örnek: En iyi arkadaşım sensin Daha çok çalışmalıyız.
Biraz çalıştım. Gece çok az uyudum.
Çok yoruldum. Fazla üzülmedim.
Soru Zarfları:
Eylemleri soru yoluyla belirtirler.
Örnek: Nasıl gelip, nasıl gittiniz? Ne kızıyorsun?
fiilimsi
Niçin konuşmuyorsun? Hani gelecektiniz?
Zarflar yapılarına göre üç gruba ayrılırlar:
- Basit Zarflar: Yapım eki almamış zarflardır.
Ör: geç, güzel, yarın, en, çok, dün.
- Türemiş Zarflar: Yapım eki almışlardır.
Ör: sabah-leyin, günler-ce, kış-ın, er-ken, an-sızın
- Bileşik Zarflar: En az iki sözcükten oluşan kaynaşmış ya da
öbekleşmiş zarflardır.
Ör: biraz, birçok, bugün. (kaynaşmış)
er geç, şöyle böyle, daha çok, uzun uzadıya, sabaha doğru. (öbekleşmiş)
Tamamlayıcı Bilgiler:
Zarflar çekim eki almazlar.
Örnek: Eskiden çalışırdı.
Çoktan yoruldum. Buradaki -den ekleri yapım ekleridir.
Sonradan gördüm.
Bir zarfı cümlede çekim eki almış olarak görürsek onu isim sayabiliriz.
Örnek: İçeri-y-e girelim.
Topum yukarı-da kaldı. Yer zarfları değil, yer isimleridir.
Aşağı-y-ı temizledim.
EDAT (İLGEÇ)
Fiiller ve isimler dilin temel sözcükleridir ve açık seçik birer anlamları vardır. İsimler dışındaki zamir, sıfat ve zarflar da isim soylu kelimelerdir ve anlamları vardır. Edatların ise tek başlarına bir anlamları yoktur. Söz içinde anlam kazanırlar. İle, -le, kadar, gibi, için, dek, göre. gibi kelimelerdir. Cümle içinde sözcükler arasında ilişki kurarlar. Cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamı bozulur.
Örnek: Gitmediğin için üzülmüş. ("İçin" edatı "neden"
ilişkisi kurmuştur.)
Çocuklar gibi şendik. ("Gibi" edatı benzerlik
ilişkisi kurmuştur.)
Antalya'ya uçakla gittik. ("İle" edatı araç ilişkisi
kurmuştur.)
Senin kadar akıllıydı. ("Kadar" edatı eşitlik ilişkisi
kurmuştur.)
Sabaha dek çalıştı. ("Dek" edatı süre ilişkisi kurmuştur.)
Yukarıdaki bütün örneklerde edat çıkarıldığında anlamın bozulduğuna dikkat ediniz.
Soru eki olan "mi" de ek durumunda bir edattır.
Örnek: Geldin mi?, Bu benim mi?
BAĞLAÇ
Bağlaçlar da çünkü, ama, ve, ile, ki, sanki, de. gibi kelimelerdir. Tek başlarına anlamları yoktur. Edatlara benzerler. Yalnız, bağlaçlar ilişki kurmaz. Eş görevli sözcükler ile anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlarlar.
Örnek: Bugün iyi çalıştım çünkü yarın sınav var.
(İki cümleyi bağlıyor)
Geldim ama seni bulamadım. (İki cümleyi bağlıyor.)
Kırları, ağaçları ve kuşları çok severim.
(Eş görevli sözcükleri bağlıyor.)
Şima ile Mısra sinemaya gitti.
(Eş görevli sözcükleri bağlıyor.)
Öyle yoruldum ki anlatamam. (İki cümleyi bağlıyor.)
Seni çok sevdim sanki uzun süredir seni tanıyorum.
(İki cümleyi bağlıyor.)
Şimdi gitsek de görüşemeyiz. (İki cümleyi bağlıyor.)
Bana kitap da lâzım, sözlük de lâzım.
(İki cümleyi bağlıyor.)
"mi" eki soru anlamı taşımıyorsa cümle bağlıyorsa bağlaçtır.
Örnek: Yaz geldi mi tatile çıkarız. (Bağlaç)
Onu gördüm mü neşem gelir. (Bağlaç)
İçeriye girmiş mi? (Burada "mi" soru eki, edattır.)
Önemli Notlar:
1. "İle" sözcüğü bazı durumlarda edat, bazen bağlaçtır. Bunu cümledeki kullanımına göre ayırt edebiliriz. Bağlaç olan "ile"yi cümleden çıkartırsak anlam bozulmaz. Edat olan "ile"yi cümleden çıkartırsak anlam bozulur. Başka bir yöntem ise "ile" yerine "ve" getirmektir. Eğer "ve" getirdiğimizde anlam bozulmuyorsa "ile" bağlaçtır. Aksi halde edattır.
Örnek: Annem ile kardeşim çarşıya çıktı.
(Bağlaçtır. Çıkartırsak, veya yerine "ve" getirirsek anlam bozulmaz.)
Çarşıda annemle karşılaştım.
(Edattır. Çıkartınca anlam bozulur.)
Tren ile Ankara'ya gittik.
(Edattır. Çıkartınca anlam bozulur.)
2. "De" bağlacı bir sözcüktür. Ayrı yazılır. Sertleşmeye uğramaz. Bunu ismin -de hali ile karıştırmayalım.
Örnek: Kitapta okudum. (İsmin -de halidir. Sertleşmeye - ünsüz benzeşmesine - uğramıştır.)
Çarşıdan kitap da aldım. (Bağlaçtır. Bağlacı cümleden
çıkartırsak anlam pek bozulmaz.)
İsmin -de halini cümleden çıkartırsak anlam tamamen bozulur. Yukarıdaki son örnekte bu durumu inceleyiniz.
Bir de sıfat türeten, yapım eki görevinde olan, -de eki vardır. Bu ek bitişik yazılır.
Örnek: Tavada balık, yağda köfte.
3. -ki bağlacı da bir sözcüktür. Ayrı yazılır. Genelde iki cümleyi birbirine bağlar. Bunu sıfat türeten -ki yapım eki ve ilgi zamiri olan -ki ile karıştırmayalım. Bunlar bitişik yazılır.
Örnek: Öyle çok yazı yazdım ki kolum ağrıdı. (Bağlaç)
Sokaktaki lâmba bozuldu. (Sıfat türeten -ki yapım eki)
sıfat tam.
Benim kalemim kırıldı, seninkini alabilir miyim? (İlgi
zamiridir. Kalem sözcüğünün yerine geçmiş.)
Ayrıca, ki bağlacı bazı sözcüklerin yapısına girip kaynaşmıştır: halbuki, mademki, oysaki.
ÜNLEM
Ünlemler, bir duyguyu kısa ve canlı olarak dile getiren sözcüklerdir. Bu nedenle cümle değerinde sözcüklerdir. İki grupta ele alabiliriz:
1) Sevinç, üzüntü, acıma, kızgınlık, korku, beğenme, özlem gibi duyguları dile getirirler: Eyvah!, Hey!, Vah vah!, Of!, Öfff!, Vay!, Oooo!, Yaa!, Bravo!, Yazık!, İmdaat!.
2) Yansıma ünlemleri: Çat çat!, Güm güm!, Paldır küldür!, Gürrr!, Miyaav!, Hav hav!, Meee!, Kukurikuuu!.
Bu saydığımız asıl ünlemler dışında coşkulu söylenmiş eylemler, komutlar, hitaplar cümle içinde vurgulu söyleyişe göre ünlem olarak kullanılabilirler.
Örnek: Ey Türk gençliği!. Asla!.
Çabuk ol! Ateş!
Hadi koş! Eh, fena olmamış!
Giriniiiz! Ay, ne güzel!
Burası cennet!